|
SAFRANBOLU
Türk'lerden Önce
Anadolu'nun bilinen tarihi, MÖ. 2000 yıllarında
doğudan gelen Hititler'in yerleşmeleriyle başlar. Çok daha sonraki
yüzyıllarda "Paflagonya" adını alacak olan, Safranbolu'nun
da içinde bulunduğu batı Karadeniz bölgesinin bildiğimiz ilk sâkinleri
ise "Pala" lar, ya da Hulanalar veya Cumhuriyet Gazetesi'nin
10.Mart.1984 tarihli nüshasında Prof.Dr.Vecihe Hatiboğlu'nun,
"Kaşgay Türkmenleri' nin ataları olduklarını" belirttiği
"Kaska" lardır. Daha sonra bölgede Hititler, Paflagonlar,
Ord.Prof.Dr. Zeki Velidî Togan'ın Türk asıllı olduklarını belirttiği
Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Kapadokyalılar ve Romalılar gibi
kavimler egemen oldular.
Roma ve ardından, MS. 395 yılından itibaren Batı
Roma (Bizans) egemenliği dönemlerinde bölgedeki yerleşik halk
ana dilleri yerine yavaş yavaş grekçeyi benimsemeğe başladı. Türkler
bu halka "Romalı" anlamında "Rum" dediler.
Türk egemenliğinden önce Safranbolu, Bizans'ın Paflagonya "thema"
sı (eyâleti) hududu içinde, müstahkem mevki durumunda bir kent
idi. O zamanki adı "Dadybra" (Dadibra) idi.
MS. 11. yüzyılda, Türk akınları başladığı sırada
Anadolu, Bizans egemenliği altında toplumsal ve iktisadî bunalım
içinde yaşıyordu. Bu durum Anadolu'dan Balkanlar'a doğru büyük
göçlere yol açtı. Bu yüzden Bizans Anadolu'ya diğerleri yanında
Peçenekler, Uzlar, Avarlar, Kumanlar, Hazarlar gibi şamanî ya
da hristiyanlığı benimsemiş, savaşçı Türk boylarını da yerleştirme
yoluna gitti. 1071 yılındaki Malazgirt savaşına Bizans ordusu
saflarında, Uzlar'ın beyi "Tamış" kumandasında bu Türk
boylarının da katıldıkları ve savaşın en kızgın anında Selçuklu
saflarına geçtikleri bilinmektedir. Bugün Eskipazar ilçesine bağlı
"Tamışlar" köyünün ve Eflâni'nin Şeyhler köyüne bağlı
"Tamış" mahallesinin adlarıyla bu topluluklar arasındaki
bağ araştırılmağa değer bir husustur.
Türkler'in Gelişi
Anadolu'daki toplumsal ve iktisadî bunalım, doğudan gelen müslüman
Türkler' in yerleşmelerine uygun bir ortam hazırladı. Daha MS.
10. yüzyıldan çok önce de Türk boyları Anadolu'ya akınlar yapmışlardı.
Fakat ancak MS. 11. yüzyılda, bugünkü Azerbaycan, İran ve Irak
topraklarını içine alan bölgede Büyük Selçuklu Devleti kurulduktan
sonradır ki bu akınları stratejik bir biçimde ve düzenli olarak
yapmağa başladılar. Sultan Alp Aslan kumandasındaki Selçuklu ordusunun
1071 yılında Malazgirt'te, Romanos Diogenes kumandasındaki Bizans
ordusunu yenmesinden sonra Anadolu'yu yurt edinme süreçleri başladı.
Türkler Anadolu'da yerli halkla genellikle iyi ilişkiler içinde
bulundukları halde, Bizans'ın silâhlı kuvvetleriyle çarpışmakta
idiler.
Safranbolu yakınlarında müslüman Türkler'in ilkin
hangi tarihte göründüklerine ilişkin bilgi 1074 yılına kadar uzanmaktadır.
O yıl bir kısım Türkmenler, daha sonra imparator olacak olan general
Aleksios Komnenos kumandasındaki bir Bizans birliğini, Kastamonu-Ereğli
hattı üzerinde, kesinlikle saptanamayan bir mevkide bozdular.
1075 yılında Selçuklu şehzâdesi Süleyman Şah İznik'i fethederek
Anadolu Selçuklu devletinin temellerini attı. Bundan sonraki yıllarda
Emir Karatekin, Süleyman Şah'ın "Uc emiri" (hudut valisi))
olarak, Safranbolu'yu da içine almış olması gereken Paflagonya
bölgesinde kısa bir süre hüküm sürdü. Daha sonra bölge yeniden
Bizans'ın eline geçti.
Safranbolu Kalesinin Kesin
Fethi
Safranbolu kalesinin, şehzâde Muhiddin Mesud kumandasındaki Selçuklu
ordusunca kesin fethi 1196 yılında gerçekleşti. O yıl, Selçuklu
sultanı II.Kılıç Aslan'ın Ankara bölgesi meliki olan oğlu Muhiddin
Mesud Şah Kastamonu taraflarında gazâlar yaptı. Bu gazâlar sırasında,
o zamanki adı "Dadybra" olan Safranbolu kalesi dört
ay süreyle kuşatma altında tutuldu. Sonunda Muhiddin Mesud Şah,
kaledekilerin kenti terketmeleri kaydıyla hayatlarını bağışladı
ve yerlerine Türkler'i yerleştirdi.
O zaman kent, bugünkü "Çarşı" kesiminde,
"kale" adı verilen tepenin çevresinde, doğal hendeklerle
çevrili küçük bir bölümde bulunmaktaydı. Fetihten önce bu alan
içinde yaşayanların gerçekte yerli halk değil, meslekten askerler
ve onların ailelelerinden oluşan bir topluluk oldukları anlaşılmaktadır.
Çobanoğulları ve Borlu
Beylikleri Dönemleri
Emir Hüsameddin Çoban 1211 yılında Selçuklu sultanınca, Kastamonu'dan
batıya doğru uzanan "sağ Uc" a "melik-ül ümerâ"
(beylerbeyi) atandı ve böylece yörede Çobanoğulları beyliği dönemi
başladı.
1243 yılında, Selçuklu ve Moğol orduları arasında,
Sivas yakınlarındaki Kösedağ mevkiinde, Anadolu'nun Moğol egemenliği
altına düşmesine yol açan bir savaş yapıldı. Bu savaştan sonra
Selçuklu hânedanı ve Konya'daki merkezî idare Anadolu üzerindeki
otoritesini yitirdi. Bu koşullarda, "Uc" adı verilen,
Bizans'la sınır olan bölgelerde, Türkmenler tarafından kurulan
beylikler ortaya çıktı. Araştırmalar, 13. yüzyıl sonlarına doğru
Safranbolu'da da, egemenlik alanı Gerede'ye kadar uzanan bir beylik
kurulduğunu göstermektedir. Bu dönemde Kastamonu'da önce Çobanoğulları,
sonra Candaroğulları, Söğüt yöresinde de Osmanoğulları bulunmakta
idiler. 1326 yılı civarında Safranbolu'nun Candaroğulları'nca
alınmasından sonra beylik merkezinin Gerede'ye taşındığı tahmin
edilmektedir.
Candaroğulları ve Osmanoğulları
Dönemleri
Candaroğulları Safranbolu'yu 1326 yılına doğru aldılar. Bundan
sonra Safranbolu, Candaroğulları ile Osmanoğulları arasında, Kastamonu
bölgesine egemen olma yarışının geçtiği bir mücadele alanı oldu.
Osmanlılar Safranbolu'yu Yıldırım Bâyezid'in eliyle 1392 yılında
aldılar. Ancak çok daha önce, Orhan Bey'in oğlu Gâzi Süleyman
Paşa'nın buraya bir akın yaptığı ve Osmanlılar'ın kenti kısa bir
süre ellerinde tuttukları; ayrıca sultan I. Murad 1383 yılında
Kastamonu'yu aldığında kentin bir yıl kadar Osmanlılar'da kaldığı
bilinmektedir. 1402 yılında yapılan Ankara savaşından sonra, Osmanlılar'ın
Timur'a yenilmelerinden yararlanan Candaroğulları Safranbolu'yu
geri aldılar. 1416 yılında ise Osmanlılar Çelebi sultan Mehmet
eliyle kenti, -1423 yılında Candaroğulları beyi İsfendiyar Bey'in
Safranbolu'ya yaptığı ve yenilgisiyle sonuçlanan saldırısı sayılmazsa-
sonuncu kez ve kesinlikle ele geçirdiler.
İdarî Yapı
Siyasî tarih açısından Safranbolu, Kastamonu'dan İstanbul'a uzanan
hat üzerinde önemli bir yerleşim yeri oldu. Bu konumu onun uzun
süre, geniş bir çevrenin siyasî, kültürel, iktisadî ve idarî merkezi
olmasını sağladı.
Osmanlı egemenliğinin kesin olarak kurulduğu
döneme kadar Safranbolu, Ankara üzerinden Çankırı-Kastamonu-Eflâni
yoluyla batıya yapılan göçlerin geçtiği yol üzerinde idi. Bu hattın
Bizans'la sınır, yani "Uc" olması Safranbolu'nun siyasî
önemini artırdı ve yöre yoğun göçlere sahne oldu. Osmanlı egemenliğine
geçtikten sonra kaza olarak, Anadolu beylerbeyliğinin Bolu sancağına
bağlandı. 1692 yılında bu sancağın lâğvedilerek "voyvodalık"
haline getirilmesinden sonra, gene kaza olarak, 1811 yılına kadar
bu voyvodalığa bağlı kaldı. 1811 yılında, "Viranşehir sancağı"
adı altında kurulan sancağın "kürsi-i liva" sı (sancak
merkezi) oldu. Bu sancak önce Kütahya, sonra Ankara, Bolu ve en
sonunda 1846 yılında Kastamonu vilâyetlerine bağlandı.
1856 yılı devlet salnâmesine (Salnâme-i Devlet-i
Âliye-i Osmaniye) göre Viranşehir sancağına, aşağıda adları yazılı
yirmibir adet kaza (kadılık) bağlıdır. Burada şu hususu belirtmek
gerekir ki, Osmanlı idarî yapısının bir özelliği olarak, 1870
yılında yürürlüğe giren "İdare-i Umumiye-i Vilâyat Nizâmnâmesi"
ne kadar, hizmetin yayılması ve şekavet olaylarının denetime alınmaları
amacıyla küçük yerleşim birimleri de kaza yapılmışlardır. İçlerinden
bazıları bugün köy olan, bazılarının ise bulundukları mevki bile
zor saptanabilen bu yirmibir kaza şunlardır: Viranşehir (Eskipazar'ın
bir kesimi), Şahabeddin (Çerkeş-Ovacık arası kesim), Kurukavak
(Eskipazar'ın bir kesimi), Kızılbel (Karabük'ün batı kesimi),
Eflâni, Yenice, Aktaş (Karabük'ün doğu kesimi), Oğlakdere (Ovacık'ın
bir kesimi), Taraklı-i Borlu (Safranbolu merkez), Tefen (Gökçebey),
Gölpazarı-i Bolu (Saltukova yöresi), Eflâni-i Bolu (Eflâni-Safranbolu
arası kesim), Ovayüzü (Ovacuma), Keçinos (Ulus'un batı kesimi),
Ulus, Zarı (Pınarbaşı), Amasra, Onikidivan (Bartın), Çeharşembe-i
Bolu (Çaycuma'nın bir kesimi, Çarşamba), Yedidivan (Bartın-Çaycuma
arası kesim, Perşembe), Yörükân-ı Taraklı (Safranbolu'ya bağlı
Yörük köyü)..
Viranşehir sancağı 1864 yılında lâğvedildi ise
de bu karar uygulanamadı. 1870 yılında Nizamnâme'nin uygulanmasıyla
Safranbolu, Ulus, Eflâni ve Aktaş (Karabük) nâhiyelerinin merkezi
olarak, kaza statüsünde Kastamonu vilâyetine; 1927 yılında Zonguldak
vilâyetine bağlandı. Ulus bucağı 1945 yılında, Eflâni ve Karabük
bucakları ise 1953 yılında ilçe haline getirilerek Safranbolu'
dan ayrıldılar. 1995 yılında ise Karabük'ün il yapılmasıyla bu
ile bağlandı.
Safranbolu'nun Adları
Türkler'ce fethedildiği sırada Safranbolu'nun adı "Dadybra"
(Dadibra) idi. Türkler bu sözcüğü "Zâlifre" yaptılar.
Bu ad aşağı yukarı 14. yüzyıl başlarına kadar kullanıldı. Bu sırada
ikinci bir ad olarak, muhtemelen "kaleli kent" anlamında
"Borglu/Borgulu" adı ortaya çıktı ve zamanla içindeki
"g" harfi düşerek "Borlu" biçimine dönüştü.
"Borlu" adı 19. Yüzyıl sonlarına kadar yaşadı.
Osmanlı döneminde bu adın başına, bir Türkmen
aşiretinin adı olan "Taraklı" adı getirildi ve kent,
"Taraklı Borlu" (Borlu Taraklı'sı) olarak adlandırıldı.
16. yüzyıla ait iskân kayıtlarından yöreye "Taraklı"
topluluğunun yerleştirildiği izlenebildiği gibi, tapu kütüğünde
yapılan taramada, Memikli ve Kapullu köylerinde "Taraklı"
mevki adına rastlanmıştır.
Daha sonraları, yörede bol miktarda tarımı yapılan
"safran" bitkisinin o günkü söyleniş biçimi olan "zağfiran"
adı ortaya çıktı. 18. yüzyılda kent resmen "Zağfiran Borlu"
diye de adlandırıldı. 19. Yüzyılın ikinci yarısında yayınlanan
devlet salnâmelerine kentin adı kısa bir süre "Zağfiran Benderli"
olarak geçti. "Zağfiran Borlu" adı zamanla "Zağfiranbolu",
"Zafranbolu" ve sonunda "Safranbolu" biçimine
dönüştü.
Lozan andlaşmasına kadar hristiyanların yaşadıkları
Kıranköy semtinin ise, fetih sırasında ya hiç mevcut olmadığı,
ya da Dadybra'dan ayrı, küçük bir yerleşim birimi olduğu anlaşılmaktadır.
1519 yılı tahririne göre burası, Osmanlı döneminde hristiyan ahalinin
oturduğu yerlere ad olarak verilen "Gebrân mahallesi"
adını taşıyan, 27 hânelik bir mahalledir. 1568 yılı tahririnde
ise hâne sayısı 63 olmuştur. Bu veriden, bu yıllar arasında bu
mahalleye başka yerden gelen hristiyan nüfusun yerleştirildiği
sonucu çıkmaktadır.
Safranbolu'nun Yerleşimi ve Coğrafi Özellikleri
Safranbolu, Batı Karadeniz Bölgesinde denizden kuş uçumu 65 km
içerde bulunan bir ilçedir.Koordinatları 41-16'kuzey enlemi,32-41'doğu
boylamındadır. Karabük iline bağlı olan Safranbolu il merkezinden
yalnızca 8km uzaklıktadır. İlçe,Karabük (Merkez ilçe, ovacık ve
Eflani ilçeleri),Bartın (Ulus ilçesi) ve Kastamonu (Araç ilçesi)
illeri ile çevrilmiştir.
KIRANKÖY
Bunların dışında çoğu büyük kanyonlar oluşturan
ancak su miktarı fazla olmayan çok sayıda derecikler bulunmaktadır.
İlçenin jeolojik yönden oluşumu ilginç özellikler arzeder. Derin
ve uzun kanyonların yanında büyük mağaralar, dağ yamaçlarındaki
mağara ağızlarından çıkan büyük çaplı sular bulunaktadır.
Şehir merkezi de ilginç bir jeolojik yapının
üzerinde kurulmuştur.Tokatlı(Gümüş) Akçasu ve Bulak dereleri üç
ayrı kanyon yaparak şehirden geçer, daha sonra Araç çayına karışırlar.
Çarşı kesiminde bu kanyonların dar kesimleri üzerinde kurulmuş
yapılar görmek mümkündür.
Safranbolu'da iklim,Karadeniz iklimi ile iç Anadolu
iklimi arasında geçiş özelliği gösterir. Yazlar sıcak,kışlar soğuk,baharlar
ılık ve serin geçer.İlkbahar ve sonbahar oldukça uzundur. Yağışlar
ilkbahar,sonbahar ve kış aylarına yayılmıştır.Özellikle son yıllarda
yaz ayları kurak gecmektedir. Yıllık yağış miktarı ortalama 500mm..nem
oranı %60 dolayındadır.
Yıllık kar yağışlı gün sayısı ortalama 35 dir.
Şehir merkezinin farklı yükseklikler üzerinde kurulmuş olması
ve çevresinde ormanların bulunması nedeniyle Çarşı kesimiyle Bağlar
arasında ısı farklılıkları vardır.Vadilerin yan yamaçları üzerinde
bulunan Çarşı kesimi (Eski Safranbolu) daha ılık rüzgarlardan
korunmalı ve bu nedenlede kışlık ikamet bölgesidir.Buraya kışın
daha az kar düşmektedir.Daha yüksekte bulunan Baglar kesimi ise
hava akımlarına açık,yaz aylarında serin, kış aylarıda karlıdır
ve bu özellikleri nedeniyle şehrin yazlık ikamet bölgesidir..
©
2006-2008 www.safirkonak.com |
|